
Geçen hafta Hacettepe karşısında gelen 7-0'lık galibiyet, haftaiçinde yönetimden Ali Koç ve Şekip Mosturoğlu'nun güven veren açıklamaları taraftarlar üzerindeki stresi bir nebze de olsa kırmaya başlamıştı. Ancak bu maçta oynanan ruhsuz futbol, böylesine kritik bir dönemeçte bile sahaya hiçbirşey yansıtamayan futbolcular, hepsi yalancı baharmış...
İki hafta önce 10 kişi kalan rakip karşısında koca bir 45 dakika boyunca beraberliği yakalayamayan kadronun, ligin çıkışta olan takımlarından birinin sahasında oynadığı maçı çevirmesine bahis oynar mısınız? Ben, topun yuvarlana yuvarlana Fenerbahçe ağlarıyla buluştuğu posizyondan sonra maç bitti dedim, sahadakiler de beni yanıltmadılar. Uzun süredir geçen sezon Avrupa'nın devlerine kafa tutan bu takımın, bu sezon nasıl bir evrim geçirip ikinci sınıf Anadolu takımlarına karşı bile maçta baskı kuramadığını düşünüyorum ama gel de çık işin içinden çıkabilirsen. Sahada oyuncular arasındaki kopukluğu görmek için maçı stattan izlemeye gerek yok TV başından da rahatlıkla görülebiliyor yeter ki yerleri değil maçı izle (!)
70'lik futbol uleması Aragones kulüp takımı yönetmenin, milli takımlarda kulüplerinden hazır idmanlı gelmiş oyuncuları kara tahta üzerinde sahaya yerleştirmeye benzemediğini idrak edebilmiş midir acaba? Peki ya Fenerbahçe'nin Türkiye Ligi'nde her sene şampiyonluğa oynayan bir takım olması gerektiğinin bilincinde midir? Bu camia deplasmanlarda alınan 1 puana eyvallah etmez, sahasında değil beraberlik rakip kim olursa olsun galibiyet ister. Hatta bir adım daha ileri gideceğim bu kulüpte başkanlar takımı yürüye yürüye şampiyon yapamadıkları için hocalarını kapı önüne koymuşlardır. Şimdi bu çerçeveyle bir de bu sezona bakalım. Uzun bir aradan sonra eldeki kadro oturmuş olmasına rağmen Avrupa'da baharı bile görememişiz, ligde deplasmanda aldığımız galibiyet değil, beraberliği hatırlayamaz duruma gelmişiz, Kadıköy'de bir zamanlar 4'ten az yiyelim hedefiyle maça çıkanlar şimdi 1 puan aldıklarında kaçırdıkları galibiyet için yakınır olmuşlar ve en önemlisi daha 25. hafta gelmeden taraftarların şampiyonluk ümitleri çoktan tükenmiş. Bütün bunların baş mimarı ise maçlarda takımla değil, bir türlü iyileşmeyen dudağındaki uçukla ilgili. Parası tıkır tıkır ödeniyor, yönetimi ne yaparsa yapsın arkasında, oyuncuları istediği gibi eleştirebiliyor, güzel de bir şehirde yaşıyor canını sıkmasına gerek var mı ki, taraftar yeterince kafa yoruyor zaten.
Bu vahim tablo karşısında yönetimin yorumuysa çatır çatır hoca harcama devirleri geride kaldı, biz Avrupa Devi olma hedefiyle hocamızın sözleşmesi bitene kadar beraber çalışacağız. Tabi daha ilk yarının bitmesini bekleyemeden Schuster'i kapı önüne koyan Real Madrid yada Abramovich'in Chelsea'si Avrupa devi değil zaten. Yöneticilik kalıp fikirlerle, ezbere cümlelerle yapılmaz, öncelikle ileri görüşlü olacaksın. Kimse Aragones daha alışamadı diye kendisini kandırmasın bu hoca değil 6 ay Allah korusun 5 sene falan da kulüpte kalsa takımın yine başarılı olamayacağı açıktır. Bize Villa'yı, Torres'i, Xavi'yi, Silva'yı alıp şampiyonluklar getirecek değil, eldeki malzemeden en iyi verimi alıp ligi çözecek zeki ve başarıya aç teknik adamlar lazımdır. Ben merak ediyorum Aragones ile nasıl bir sözleşme yaptık biz, taraftarlara sorulmadan kulübün hisseleri falan mı önerildi tazminat olarak da hala gönderilmemesi konusunda diretiliyor. Yönetimin bu tutumla gelecek seçimlerden de zaferle ayrılması çok güçtür çünkü Fenerbahçe Spor Klübünün lokomotifi olan futbol branşı çoktan raydan çıkmıştır...