Görsel, sanal alemde Fenerbahçe taraftarlarının kalesi olarak bilinen Antu'dan. Orada da sabırlar ve krediler tükenmiş durumda. Sayın Aragones yaptıkları, yapamadıkları ve sözleriyle hedef tahtasında.Dün akşam da Fenerbahçe, Olimpiyat Stadında Belediyespor karşısında umulmadık bir mağlubiyet alınca sinirlerimiz gerildi. Rakip henüz 5. dakikada ofsayttan golü bulmuş olmasına rağmen cevap verebilmen için koca bir 85 dakikan var. Ayrıca elinde de hocası geçen sene takımı yürüye yürüye şampiyon yapamadığı için kovulan kaliteli (!) bir kadro var. Gel gelelim ilk yarıda Fenerbahçe'de tık yok. Abdullah Avcı'nın ileride rakibe basmaya dayanan oyun kurgusunu İBB takımı ilk yarıda çok güzel uyguladı. Deniz ve Emre'den kurulu defansif ortasaha 2'lisine doğru düzgün oyun kurma şansı verilmediği gibi kaptıkları topları akıllı tek paslarla Fenerbahçe kalesinde ciddi pozisyonlara dönüştürdüler. İlk yarı boyunca skoru değiştirmeye yönelik, üstünlük kurmaya yönelik bir çabası olmayan Fenerbahçe takımı devrenin sonlarına doğru rakibin 10 kişi kalmasıyla soyunma odasına rahat gitmişti belkide. Ancak takımın bu sene hemen hemen hiçbir takıma karşı oyunu rakip sahaya yıkamayan bir yapıda olması beni bu rahatlıktan uzakta tutuyordu.
İkinci yarı başladığında, rüzgarı arkasına alıp sağlı sollu gelmesi beklenen Fenerbahçe'de yine kıpırdama yoktu. Aragones 2. yarının başıyla birlikte oyunda Vederson-Uğur değişikliği yaparak tipik sistem değil adam değiştirme taktiklerinin örneklerinden birini sunuvermişti. Vederson'un yapamadığı neyi Uğur'un yapmasını bekliyordu ki bu değişiklikle... Rakip 10 kişi kalmış, üstelik bir önceki haftada Eskişehirspor'dan yenen 6 golün moralsizliği de üzerilerinde. Skor olarak 1-0 geridesin, ah be dede sormazlar mı sana bu durumda da forvetlerini ikilemezsen ne zaman ikileyeceksin. Dakikalar ilerlerken gol değil gol pozisyonu bile bulunamazken, takıma katıldığından beri golleriyle en büyük katkıyı yapmış, uzun yıllar sonra Fenerbahçe'ye gol krallığı kazandırmış Alex'i oyundan alıyorsun. Olsun en azından Semih ile Güiza ileride oynayacak nihayet diye sevinirken, aynı anda Güiza kenarda Kazım oyunda. Sistemsizliğin sistemi sahada, futbolcular birbirine giriyor, organize tek bir atak yok, uzaktan şutlar yok. Defansif olarak kademe anlayışı kaybolmuş, ilk müdaheleler başarısız. Kameralar Aragones'e dönüyor, sevgili hocamız yine dudağındaki uçukla oynayıp yerleri izliyor.
Kupadaki umut verici futbol beni umutlandırmıştı ama ligde son 3 haftada kaybedilen 7 puan bize şampiyonluğa maloldu. Bu karamsar tabloyu noktalarken son 8 sezonda 19. haftada alınan puanları vereyim ve Christoph Daum'u bir kez daha hatırlayalım.
2001/2002 - 37 - 2. (Werner Lorant - Mustafa Denizli)
2002/2003 - 36 - 6. (Werner Lorant - Oğuz Çetin)
2003/2004 - 41 - Şampiyon (Christoph Daum)
2004/2005 - 47 - Şampiyon (Christoph Daum)
2005/2006 - 51 - 2. (Christoph Daum)
2006/2007 - 41 - Şampiyon (Arthur Zico)
2007/2008 - 41 - 2. (Arthur Zico)
2008/2009 - 34 - ? (Luis Aragones)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder