18 Mart 2009

Seven Pounds

Geçmişte yaşadığı büyük hatanın bedelini çektiği vicdan azabıyla hergün ödeyen bir adamın hikayesi. Farklı bir kurgu ve harika oyunculuk, kesinlikle kaçırmayın...

Nic'in Günlüğü



14 Mart 2009

Fenerbahçe 1 - 1 Kocaelispor


Coca Cola Boy mu desem yoksa Rap Star mı bilemiyorum ama her ikisi de yakışıyor aslında. Hünerlerini futbol oynamaya kullanmak yerine showmanlik yönünü geliştirmeye çalıştı hep. Fenerbahçe taraftarları teknik futbolcu sever tanımlamasını birileri yanlış empoze etmiş Kazım'a. Teknik oynamak rakibini artistik bir çalımla abondone ettikten sonra mütevazı olmaktır pis pis etrafa sırıtmak değil, müsait pozisyonda en doğru pası verebilmektir gereksiz topu hakimiyet altında tutmaya çalışmak değil... Gazetelerde sık sık İngiltere özlemini okuyoruz Colin'in, elbet hepsine itibar etmiyoruz ama ateş olmayan yerden de duman çıkmaz hani. Geldiği günden beri bitmeyen kredisi Kocaelispor maçıyla bitti. Sahada ruhsuz ruhsuz dolaşan, arkadaşlarıyla yardımlaşmayan, oynadığı zaman Gökhan Gönül'ü de bozduğu gibi takımın genelini bir bocalamaya iten Kazım'a artık Ada yolları gözüksün.

Her ne kadar hedefimde Kazım olsa da aslında tüm takım suçludur. Kocaelispor beraberliği yakaladıktan sonra son 5 dakikada gösterilen efor ve çaba en azından bir yarım saat gösterilseydi skor çok farklı olurdu. İnanmak çok güç, sanki en yakın rakibimizin 10 puan önünde şampiyonluğa koşuyormuşuz gibi gevşek bir futbol, rakibi ciddiye almayan oyuncular karması. Henüz 2. dakikada atılan gol de olmasa belki Kocaelispor öne de geçebilirdi. Aragones yine dahice fikirlerle başladı maça. Emreciksin transferinden sonra ilk 18'e bile giremeyen Kazım'da haftaiçi ne gördüyse Deivid'in sakatlığında koşan ve hırslı bir Emreciksin yerine Rapstar Kazım'ı oynattı. Sağ kanatta Kazım'a görev vermek, Gökhan Gönül'ü de bitirmek demek. Gökhan önünde güvenemediği bir oyuncu olunca ileriye destek verme konusunda tereddüte düşüyor. Böylece de sağ kanat bitiyor. Solda ise istikrarsızlık abidesi Uğur Boral. Sevilla, CSKA ve son Sivasspor maçı hariç aklımda formanın hakkını verdi diyebileceğim bir maç yok ve hala solda. Yetmezmiş gibi her oyundan alınışında da trip atıyor Uğur. Onun da her zamanki hali ve git gelleri sahada olunca kanatlar felç oldu haliyle. İleride Semih'i de çok yorgun gördüm bu akşam, iyi çalıştı ama ayakta duracak mecali yok gibiydi. Güiza zaten an itibariyle milyonluk kazık görüntüsünde. Kaptan Alex kıpırdanmaya çalıştıysa da Carlos'a attırdığı gol haricinde verimli olamadı. Emre'nin yokluğunda sakatlıktan dönen Selçuk epeyce gerilemiş, Josico'yu ise sahada gördükçe Maldonado'ya haksızlık yapıldığını düşünüyorum.

Bu karamsar tabloda bulduğumuz erken gole rağmen oyunun kontrolünü bir türlü elimize geçiremedik. Özellikle 2. yarının başlarında Kocaeli iyi top yaptı ve olumlu hücumlar geliştirdi. Orta sahamızda Selçuk (Josico) - Deniz ikilisi topu oyuna sokamadılar ki önceki haftalarda burada görev yapan Emre'nin artan performansı takımı çok rahatlatmaya başlamıştı. 87. dakikada gelen beraberlik golü öncesinde de Kocaeli net sinyaller verdi ama bu Fenerbahçe'yi uyandırmaya yetmedi. Nitekim kaybedilmiş gibi duran şampiyonluk şansı son haftalarda alınan galibiyetlerle artırılır gibi olmuştu. Artık ondan da söz etmeye gerek yok çünkü bu oyuncuları motive(*) etmek için ancak rakip takımlardan alaycı demeçler yayınlanması gerekiyor...

(*) Diego Lugano'yu bu kapsamın dışında tutuyorum çünkü ben Fenerbahçe'de daha önceleri işine bu kadar saygı duyan ve sahada yüreğiyle oynayan bir yabancı oyuncu olduğunu hatırlamıyorum.

13 Mart 2009

Haftasonu TV'de Futbol

13.03.2009 Cuma

20.00 Fenerbahçe - Kocaelispor (Lig Tv)
21.30 Wolfsburg - Schalke 04 (24)

14.03.2009 Cumartesi


13.00 Karabükspor - Diyarbakırspor (D Spor)
14.30 Hibernian - Hearts (Futbol Smart)
14.45 Manchester United - Liverpool (Spormax)
15.15 Ankaragücü - Sivasspor (Lig Tv)
16.30 H. Berlin - B. Leverkusen (24)
17.00 Middlesbrough - Portsmouth (Spormax)
19.00 Cagliari - Genoa (Ntv Spor)
19.00 Beşiktaş - Gençlerbirliği (Lig Tv)
19.20 Doncaster - Birmingham (Futbol Smart)
20.00 Nantes - Lorient (Kanal A)
21.30 Juventus - Bologna (Ntv Spor)
22.00 Bordeaux - Nice (Kanal A)
23.00 S. Lizbon - Rio Ave (Spormax)
23.00 A. Bilbao - R. Madrid (Ntv)
23.20 Lanus - Colon (Ntv Spor)

15.03.2009 Pazar

13.00 Boluspor - Kasımpaşa (D Spor)
13.30 Feyenoord - PSV (Futbol Smart)
15.15 Ankaraspor - Kayserispor (Lig Tv)
15.15 Bristol - Cardiff (Futbol Smart)
15.30 Chelsea- Manchester City (Spormax)
16.00 Siena - Milan (Ntv Spor)
18.00 A. Villa - Tottenham (Spormax)
18.00 Lyon - Auxerre (Kanal A)
18.00 Hamburg - E. Cottbus (24)
19.00 Trabzonspor - Galatasaray (Lig Tv)
20.00 Atletico Madrid - Villarreal (Ntv Spor)
22.00 PSG - Marsilya (Kanal A)
22.00 Almeria - Barcelona (Ntv Spor)
22.15 Porto - Naval (Spormax)

12 Mart 2009

Premier Lig ve Diğerleri

Liverpool
Chelsea
Manchester Utd.
Arsenal
Barcelona
Villarreal
Bayern Munih
Porto

Şampiyonlar liginde son 8'de 4 takım İngiltere'den. Yani daha çeyrek finalde kupanın Ada'ya gitme ihtimali %50. Wenger'in Arsenal'i hariç diğerleri zorlanmadan turu geçtiler. Çeyrek final kura çekimi ise 20 Mart'ta, işte benim tahminlerim...

Liverpool - Villarreal
Manchester - Chelsea
Barcelona - Porto
Bayern - Arsenal

11 Mart 2009

Scolari Antep St. Germain'de!

Gaziantepspor'da geçen haftasonu Nurullah Sağlam'ın görevine son verildi. İster istemez de gözler Erdoğan Arıca ve Yılmaz Vural'a çevrildi ama Antep yönetiminden gelen basın açıklaması evlere şenlik.

"Gaziantepspor'un adına yakışacak, bu yükü taşıyabilecek, iddialı, hırslı, kaliteli bir teknik adamın peşindeyiz. Başkanımız çalışmalarını büyük titizlik içinde sürdürüyor. Yeni hocamızın Konyaspor maçını tribünde izlemesini planlıyoruz. Bu isim belki de süper bir isim olacak. Mesela İngiltere'nin Chelsea takımından bir süre önce ayrılan Brezilyalı teknik direktör Luiz Felipe Scolari de olabilir''

Böyle bir açıklamaya ciddi bir yorum yapmak mümkün mü acaba?

07 Mart 2009

Haftasonu TV'de Futbol

7 Mart Cumartesi

13.00 Kasımpaşa - Orduspor (D SPOR)
14.30 Coventry - Chelsea (NTVSPOR)
15.15 Trabzonspor - Konyaspor (LİG TV)
16.30 Bayern Münich - Hannover (KANAL 24)
17.00 Roma - Udinese (NTVSPOR)
17.00 Sunderland - Tottenham (SPORMAX)
19.00 Genoa - İnter (NTVSPOR)
19.00 Hacettepe - Beşiktaş (LİG TV)
20.00 Toulouse - Bordeaux (KANAL A)
21.00 Real Madrid - Atletico Madrid (NTVSPOR)
21.30 Torino - Juventus (NTV)
22.00 Lille - Lyon (KANAL A)
23.00 Leixoes - Porto (SPORMAX)

8 Mart Pazar

13.00 Adanaspor - Karşıyaka (D SPOR)
15.15 Sivasspor - Ankaraspor (LİG TV)
16.00 Milan - Atalanta (NTVSPOR)
18.00 Everton - Middlesbrough (NTVSPOR)
18.00 Bayer Leverkusen - Bochum (KANAL 24)
18.00 Rennes - Auxerre (KANAL A)
19.00 Kayserispor - Fenerbahçe (LİG TV)
22.00 St. Etienne - Nantes (KANAL A)
22.15 Naval - Benfica (SPORMAX)

01 Mart 2009

Fenerbahçe Alternatif Forma Sponsorları

Geçtiğimiz günlerde Fenerbahçe AVEA ile olan forma sponsorluk anlaşmasını uzattı. Birçok Fenerbahçe'li gibi benim de formada daha evrensel bir marka görme hayalim suya düştü tabi. Doğal olarak biz taraftar maddi değil duygusal düşünüyoruz. Aşağıda yapmış olduğum bir kaç sanal sponsorluk görseli var. Unicef en güzeli sanki...




Australia

Uzun soluklu bir dönem filmi olmasına rağmen, sıkılmadan seyrettiğim ender filmlerden biri oldu Avustralya. Belkide ada doğumlu oldukları için seçilen başrol oyuncuları Nicole Kidman ve Hugh Jackman da rollerine hakkını vermişler. İçerisinde macera, aşk, savaş ve heyecan gibi pek çok öğeyi barındıran Avustralya sinemaya gitmeye vakti olmayanlar için bile en azından DVD'de seyredilmesi gerekenler arasında...

Fenerbahçe 4 - 2 Sivasspor

Sezon tamamlanana kadar iki takımın karşılaşacağı randevulardan ilkiydi bu maç. Sezonun ilk yarısında Sivas'ta oynanan maçta ise Sivasspor Fenerbahçe'nin iyi başladığı maçı 2-1 kazanmıştı. Bu gece de maça iyi başlayan hatta henüz 3. dakikada ilk atağında golü bulan Sivasspor'du. Ofsayt tartışmaları arasında Kamanan'ın sol dipten kestiği topu gol çizgisi üzerinde Mehmet Yıldız tikledi. İşte o anda acaba dedim nitekim bu sezon birçok maçta Kadıköy büyüsünün de kırılabileceğini gördük. Bundan sonra maçı çevirmemiz çok güç diye düşünürken aynı çabuklukta bir golle skor yeniden eşitlendi. Ancak Kadıköy'deki gerilim öylesine kara bulutlar çekmiş ki Fenerbahçe üstünlük sayısını ararken Sivasspor 2. atağında yine golü buldu. Özellikle Deivid ve olağan şüpheli Deniz'in çok kötü performans sergilediği maçta başta Alex ve Uğur ile Semih ve Emre'nin oyuna ağırlığını koymalarıyla henüz ilk yarım saat dolmadan Fenerbahçe 3-2'lik üstünlüğü yakaladı.

Maç başlayalı yarım saat olmuş ve şimdiden 5 gol atılmıştı. Galatasaray'ı kupadan men eden, ligde zirveye ambargo koyan Sivasspor'dan daha farklı bir futbol beklerdim ancak bu gece izlediğim Sivasspor bu oyunla beni hayal kırıklığına uğrattı. Daha önceki postlarımda da söylediğim gibi Fenerbahçe'de Alex iyiyse ve ona ayak uydurabilecek en az 2 oyuncu da formdaysa Kadıköy'de Fenerbahçe'den puan dahi alamazsınız. Bu gecede aynı durum söz konusuydu, Fenerbahçe'li oyuncular oldukça istekli ve bilinçliydiler. Benim Sivasspor'dan beklentim ise puandan ziyade kendi oyunlarını oynamaları, yapamıyorlarsa da savaşmaları gerektiğiydi, tıpkı Fenerbahçe'den beklediğim gibi. Ancak Uygun'un takımı sahaya iyi futbol yansıtamadığı gibi savaşmaktan da çok uzaktı. İkinci yarıyla birlikte en azından beraberlik için bastırmalarını beklerken sadece 1-2 girişimde bulundular, bu girişimlerinde de arkada bıraktıkları boşluklarla Fenerbahçe çok net pozisyonlar buldu. Sonuç olarak kalitesi tartışılmaz Fenerbahçe kadrosunun böylesine istekli de olduğu bir maçta ilk kornerinizi 90. dakikada buluyorsanız beraberlikten bile söz etmeniz saçma olurdu. Fenerbahçe şampiyon olamasa da büyük maçlarda ne kadar tehlikeli olduğunu yine gösterdi. Dolayısıyla direkt yada en direkt şampiyonluk yolu Fenerbahçe'den geçecektir. Aragones'in katkısının her zamanki gibi sıfır olduğu bu tip maçlarda futbolcular bireysel yetenekleriyle maçlar kazandıracaklardır ancak bu sonuçlar Fenerbahçe yönetimini Aragones'in başarısızlığı gerçeğinden saptırmamalıdır. Bu nikahta aradaki kan uyuşmazlığını görebilmek için futbol uleması olmaya gerek yok.

Bir paragrafta son 2-3 maçtır oldukça kötü performans gösteren Deivid ve Deniz'e açmak istiyorum. Deivid de Souza sözleşme yenilemenin arefesinde, bu dönemde bir futbolcudan ne beklersiniz? Doğal olarak genel formunun çok çok üzerinde oynayıp, katkısını artırıp daha iyi bir sözleşme talep etmesini ama Deivid'de durum farklı. Emsallerinin bazen 1 sezonu heba ettiği sakatlığında 4 ay gibi bir sürede ayağa kalktı. Hatta görev aldığı ilk maç olan Bursa karşısında da golünü yazdı. Akabinde Kadıköy'de Galatasaray'ı devirirken de sahanın yıldızlarından biriydi Deivid. Sahalara uzak geçen onca aydan sonra dönüşü muhteşem olmuştu fakat ne olduysa 2. yarının başlamasıyla birlikte oldu. Sağ kanadı Kazım'dan devraldı almasına da artık Türkiye ve Fenerbahçe'ye alışan bir oyuncu olmasına rağmen ilk sezonundaki Deivid'e dönüşmeye başladı. Gereksiz top kayıpları, zorlama paslar, beceriksiz çalım denemeleri, ağırkanlılık v.s. Deivid de bulunmaz hint kumaşı değil, Aurelio ve Tuncay'ın gidişlerinde ağır kalan yönetim bu kez de erken davranmaz umarım. Deniz konusuna gelince, özel yaşamında belki bir insanın yaşayabileceği en büyük duygusal yıkıntıları yaşadı, o dönemlerde de herkesin desteğini aldı ama artık birşeyler verme zamanı. Takım içerisinde öylesine sırıtıyor ki beyaz camdan herkesin şahit olduğu Deniz gerçeğini Aragones nasıl göremiyor yada görmüyor anlamak güç. 5 metre yanındaki adama isabetli pas atamadığı gibi asli görevi olan top çalma girişimlerinde de bir o kadar beceriksiz Deniz. Bu haliyle ve çekingen futboluyla ligin dibindeki takımdan bir oyuncuya Deniz ile takas teklif etseniz eminim kibarca reddedilirsiniz. Umarım kendini biran önce toparlar ve bir Fenerbahçe oyuncusuna yakışan futbolu oynamaya başlar aksi takdirde takımdaki geleceğini pek parlak görmüyorum.